132 Dilde Hizmet Vermek: Bir Lüks mü, Yoksa Zorunluluk mu?
Selamlar herkese,
Bugün otelcilikte "globalleşme" dediğimiz o devasa balonun içini biraz deşelim diyorum. 2026 yılındayız, her yerde "global pazar", "uluslararası standart" lafları uçuşuyor ama bir misafir kapıdan girdiğinde ya da daha yoldayken kendi dilinde bir soru sorduğunda, resepsiyondaki arkadaşın Google Translate ile imtihanını izlemek bazen gerçekten içler acısı oluyor.
Dürüst olalım; dünyadaki tüm misafirlerin mükemmel İngilizce konuşmasını beklemek sadece bir tembellik. Gerçek şu ki: Bir insan parayı kendi dilinde kazanıyor, tatil hayalini kendi dilinde kuruyor ama biz ona "Sadece benim dilimi (veya İngilizceyi) konuşursan sana hizmet veririm" diyoruz. Peki, bu devirde 132 dilde hizmet vermek gerçekten bir lüks mü, yoksa artık hayatta kalma meselesi mi?
Kendi Dilinde "Merhaba" Demenin Psikolojik Gücü
Operasyonda yıllarımı geçirdim, şunu çok iyi biliyorum: Misafir, kendi ana dilinde bir cevap aldığında gardını anında indiriyor. O meşhur "yabancı bir yerdeki güvensizlik" hissi yerini bir anda evindeymiş gibi hissetmeye bırakıyor.
Düşünsenize, Japonya’dan gelen bir misafir yoldayken WhatsApp’tan size Japonca yazıyor ve karşısında saniyeler içinde mükemmel bir Japonca ile cevap veren bir asistan buluyor. O an o misafir için sizin otelinizin RevPAR'ı veya yıldız sayısı ikinci plana düşüyor. Çünkü ona en temel ihtiyacını, yani "anlaşılma" duygusunu verdiniz. Bu sadece bir nezaket değil, müthiş bir güven inşasıdır. Ve güven, her zaman daha yüksek sadakat ve daha iyi yorum puanları getirir.
Lead Yönetiminde Dil Bariyeri: Kaçan Balık Büyük Olur
Pazarlama ekiplerimiz dünyanın parasını harcayıp farklı ülkelerden lead topluyor, reklamlar veriyor. Ama sonra ne oluyor? Portekizli bir misafir adayı özel bir soru sorduğunda, ekipteki kimse o dili bilmediği için cevap ya çok geç gidiyor ya da yarım yamalak bir çeviriyle gidiyor. Sonuç? O rezervasyon rakip otele uçup gidiyor.
Biz Otel Desk ile 132 dili sisteme entegre ederken, bunun bir "hava atma" özelliği olmadığını biliyorduk. Bu, doğrudan satış arttırma stratejisidir. Bir misafir adayı kendi dilinde nazikçe karşılandığında, o rezervasyonu yapma ihtimali %70 daha fazla. Yani dil, artık sadece bir iletişim aracı değil; 2026'da nitelikli turizmin en keskin satış silahı haline geldi.
Personel Yükünü Hafifleten Bir Dil Cambazı
"E Sevara, biz her dili bilen personeli nereden bulalım?" dediğinizi duyar gibiyim. Bulamazsınız, bulsanız da maaşına yetişemezsiniz! Zaten krizin ortasındayız, nitelikli personel bulamıyoruz bir de üzerine 10 dil bilsin demek hayalcilik olur.
İşte akıllı asistanın güzelliği burada devreye giriyor. Resepsiyondaki arkadaşım sadece kendi dilini bilse bile, arka planda çalışan yapay zeka 132 dilde misafiri ağırlıyor. Personel yorulmuyor, misafir mest oluyor. Yani bu bir lüks değil; personelinizin omuzlarındaki o ağır "anlaşamama" yükünü alıp çöpe atmaktır.
Özetle...
Dünyanın her yerinden misafir bekleyip, onlara sadece bir iki dilde cevap vermek, kapıyı sadece yarım açmaya benzer. Eğer gerçekten global bir oyuncu olmak, o occupancy rakamlarını her pazardan doldurmak istiyorsanız; misafirinizin dilini konuşmak zorundasınız.
132 dil bir lüks değil, misafire "Sen benim için değerlisin" demenin en profesyonel yoludur. Sizin otelde en çok hangi dilde "iletişim kazası" yaşıyorsunuz? Ya da "Şu dili de bilseydik bu misafiri kaçırmazdık" dediğiniz oldu mu hiç? 👇
Sevara ARANCI
HotelAI Co-Founder
HotelAI Ortak Kurucusu | %80 Personel Yükünü Azaltan, 132 Dilde Konuşan Asistan | Turizm Teknolojileri
Sevara ARANCI Erkan ARANCI